Avrupa’dan Gelenleri Karşılama – Ağırlama Programı
Sevgili okuyucularım, AKP iktidarı sayesinde önümüzdeki hafta Avrupa’dan gelmesi beklenen ikinci terörist kafilesinin karşılama –ağırlama ve gezi programını açıklıyorum! Eğe şu son rezalet sonrasında gelmelerine ve kurulacak tezgâhlara izin verilirse…
28 Ekim 2009 Çarşamba: Teröristleri taşıyan uçak İstanbul’a iniyor. Yerde kırmızı halı serili olacak. Pistte halk oyunları gösterisi. Hükümet adına İstanbul Valiliği tarafından çiçeklerle karşılanan konuklarımız havalimanı VİP salonuna alınacak. Orada küçük bir hoş geldiniz kokteyli. Karşılamaya gelen Kürtçüler içeri alınacak. PKK bayrakları, Apo posterleri, Biji Apo pankartları açılırsa her zaman olduğu gibi ses çıkarılmayacak. İstanbul’da düzenlenen mitinglerde DTP otobüsünün üzerinden halka hitap. Sonrasında, kafile özel limuzinlerle Boğazda Çırağan Oteli’ne getirilip orada istirahat edecek.
29 Ekim Perşembe: Muhterem konuklarımız Cumhuriyet Bayramı törenlerini protokol tribününden izleyecek. Öğleden sonra basın toplantısı düzenleyip içlerini dökecekler. Sonra eskort eşliğinde boğazda tekne gezisi. (Moral gezisi.)
30 Ekim Cuma: Çırağan Oteli’ne getirilen özel yetkili hâkim ve savcılar tarafından teröristlerin ifadesinin yemek eşliğinde alınması ve teröristlerin tamamının serbest bırakılması. Verilen zahmet için kendilerinden özür dilenmesi.
31 Ekim Cumartesi: Helikopterle İstanbul’dan İmralı Adası’na gidiş. İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan tarafından iskelede karşılanma. Sayın Öcalan’ın vereceği öğle yemeği davetinde sohbet. Sonrasında Sayın Öcalan’la birlikte basın toplantısı. AKP hükümetine teşekkür.
1 Kasım Pazar: Kafilenin tam kadro Ankara’ya gidişi. Ankara’da siyasi temaslar, basın toplantıları. AKP hükümetine bir kez daha teşekkür.
2 Kasım Pazartesi: Eğer randevu alınmışsa Çankaya ziyareti, Tayyip ziyareti. Ankara’daki AB büyükelçiliklerine gidiş. Onlara özel teşekkürlerin iletilmesi.
3 Kasım Salı: Avrupa kafilesinin Kuzey Irak kafilesiyle buluşması. Sonrasında topluca TBMM ziyareti. DTP milletvekilleriyle birlikte bir basın toplantısı. Saat 15’te kafile başkanı Ayıboğan kod isimlinin Meclis kürsüsünden millete hitaben konuşması. (TRT-3 tarafından canlı yayınlanacak.)
4-Kasım Çarşamba: Uçakla AMED’e (Diyarbakır’ın PKK’cası, Kürdistanın başkenti!) hareket. Mitingde konuşma. Akşam saatlerinde Ulucami’de “Türk güvenlik güçleri tarafından acımasızca şehit edilen PKK’lıların ruhları için” okutulacak mevlide katılış. (Protokol davetlidir.) Duaların son bölümü olan “Türkiye Cumhuriyetinin ruhuna el fatiha” bölümünde topluca ve yüksek sesle “Amiiin, onu zaten çökerttik” diye bağırılması.
******************************************************
******************************************************
Sevgili okuyucularım, yukarıda yazdıklarım elbette gerçek değil. Ancak, Kuzey Irak kafilesi sonrasında yaşadığımız pespayelik, iğrençlik, rezillik, insana işte bunları anımsatıyor. İşin cılkı öylesine çıktı ki, hâkim ve savcılar, sınırda bunların ayağına gidip göstermelik ifadelerini aldılar. Türk adalet tarihinde ilk kez seyyar mahkeme oluşturuldu. Hem de teröristlerin ayağına giderek.
Olan biten kepazelik o boyuta vardı ki, sözde Kürt açılımının mimarlığına soyunan Tayiple, mayyipler bile “Hop dedik, bu kadarı da olmaz” diye ağlaşmaya başladılar. Bu koroya Çankaya’da oturan şahıs, İçişleri Bakanı ve Bülent Arınç isimli biri bile katılmak zorunda kaldılar.
Şimdi bir oğlumuz daha doğmak üzere! İkinci kafile bu kez de Avrupa’dan geliyor. Geliş tarihine dikkatinizi çekmek isterim:
28 Ekim!
Ertesi gün Cumhuriyet Bayramı. Bütün amaçları bayramı karambola getirmek.
[NOT: Emin çölaşan'ın yazısı 25 Ekim 2009 tarihine aittir ,2.hain gurubun gelişlerinin ertelenmesi bu yazının yazıldıgı tarihten sonra olmuştur.]
Bu çaresiz hükümet şaşırmış, paniklemiş durumda. Adamlar Türkiye Cumhuriyeti ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. Ülkemizi kendi ellerimizle dünyaya rezil etmeyi başardık. Yani biz değiliz rezil edenler; bizi yönetenler.
Bu olayları İmralı’dan Abdullah Öcalan yönetiyor, örgütünü oradan yönlendiriyor ve bizimkiler seyrediyor.
Böylesine bir hak ve özgürlük, bırakın Türkiye’yi bir yana, acaba dünyada hangi hükümlüye verilmiştir? Bunun ikinci bir örneği var mıdır? Hele bu adam bir terör örgütünün başı ise ve ellerinde binlerce insanımızın kanı varsa!
Bir ülkeyi yönetenlerde utanma, sıkılma kalmadıysa; kendi ülkelerinin haysiyetini yurtdışından aldıkları emir ve direktifler sonucunda işte böyle paspas gibi çiğnetmeyi göze almışlarsa… Söylenecek sözler çok ağır oluyor. En iyisi yazımı bitireyim!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder