CUMHURİYET KİMLERİN ELLERİNE KALDI
"SAYIN Paşam, Türkiye Cumhuriyeti'nin ne durumlara düşürüldüğünü, kimlerin elinde kaldığını ve kimler tarafından nasıl yönetildiğini hep birlikte ibretle, hayretle ve utanç duyarak izliyoruz. Milyonlarca yurtsever insanımız Ergenekon davası ile korkutulmuş, sindirilmiş, susturulmuş durumda. Toplumda ses verenlerin sayısı çok az.
MEDYAYI DA SİNDİRDİLER
Buna medyayı da ekleyin. Bir sürü cambazlık, yalakalık ve para gücüyle medyanın önemli bir bölümü de artık onların elinde. Kendilerinden yana olmadığı (!) zannedilen korkak medya kuruluşlarını da tam anlamıyla korkutup sindirdiler. Bu iktidara karşı yayın yapabilen sadece üç gazete, bir veya iki televizyon kanalı var. Yüz kızartıcı bir durum.
AKPYE ÇALIŞAN ZENGİN KİTLESİ
Her gün attıkları nutuklarda "Demokrasi, fikir ve ifade özgürlüğü" falan gibi beylik laflar ediyorlar. Bu nasıl demokrasi, nasıl fikir ve ifade özgürlüğüdür ki, AKP iktidarının işine gelirse vardır, gelmiyorsa yoktur.
Aynı biçimde işadamları korkutuldu, sindirildi.Sermaye kendi adamlarının eline geçirildi. Yeni bir zengin kitlesi yaratıldı ve bunlar tüm güçleriyle AKPye çalışıyor.
ORDUMUZ EN TEHLİKELİ GÜÇ OLARAK GÖRÜLÜYOR
Gelelim devlete. En tepeden başlayalım. Cumhurbaşkanlığı dahil, ellerine geçirmedikleri kurum hemen hemen hiç kalmadı. Buna milliliği kalmamış eğitim, hastaneler, polis bile dahil. Yedi yıllık iktidarlan döneminde ele geçiremedikleri sadece bir buçuk kurum kaldı. Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargının bir bölümü. Yargıyı da bir yıl içerisinde halledecekler. İşte Paşam, şimdi bütün amaçları sizlerin, yani komuta kademesinin kişiliğinde ordumuzu yıpratmak, küçük düşürmek, saygınlığını yok etmek... Çünkü ellerinde ordumuzu ele geçirecek bir plan yok. Atatürkçü, laik, Cumhuriyet'in ilkelerine bağlı ordumuzu kendi emelleri karşısında "En tehlikeli" güç olarak görüyorlar.
İşte bu yüzden, ellerindeki korkunç medya gücünü de kullanarak sizlere saldırıp duruyorlar. Bu saldırılar çoğu zaman onların ağzından doğrudan doğruya çıkmıyor. Bu amaçla emirlerindeki satılık-korkak-zavallı medyayı kullanıyorlar.
BEYİN YIKAMA KAMPANYASI SÜRÜYOR
Hain plan son derece cingözce hazırlanmış. Fikir ve ifade özgürlüğü (!) var ya, o kavramlar kullanılıyor. Beyin yıkama kampanyası sürüyor, dışarıdan planlanan amansız propaganda makinesi olanca hızıyla çalışıyor.
TÜRK ORDUSU İRTİCA VE KÜRTÇÜLÜK ÖNÜNDE EN BÜYÜK ENGEL
Sayın Paşam bunların medyasında şimdi sizler için "İstifa edin... İstifa edecekler... Görevden alınsınlar, alınacaklar" çığlıkları atılıyor. Yani Tayyip'in en başta siz olmak üzere en yakın çalışma arkadaşlarınızı görevden almasını umuyorlar! Peki bütün bunlar niçin oluyor? Bunları siz, elbette bizlerden çok daha iyi biliyorsunuz... Çünkü Türk Ordusu, bunların en büyük iki amacı karşısına dikilmiş en büyük engel.
İlki irtica. Müslümanlık değil, din tüccarlığı, din baronluğu, Türkiye'yi yavaş yavaş İslam devleti yapma niyetleri. İkincisi Kürtçülük ve bölücülük.
DARBE ÇIĞLIKLARIYLA TANTANA YAPILIYOR
Türk Ordusu bu hainliğin önündeki en büyük engel. İşte o yüzden size resmen düşmanlık sergiliyorlar. Ordumuzu yıpratmak için ortaya düzmece belgeler çıkanlıyor, "darbe" çığlıkları atılıp tantana yapılıyor, ülkenin gündemi hep AKP lehine bilerek değiştiriliyor. Şu son Kürt açılımı fiyaskosunda tam AKP dibe vurmuştu ki, ince planın yeni bir aşamasına geçildi... Ve ortaya yeni belgeler atıldı. Ne ilginç bir zamanlama! Gazeteler, televizyonlar ve çığırtkan yalaka medyanın eline yeni bir oyuncak verildi. Türk Ordusu'na hakaret, aşağılama ve alay etme yarışı yeniden başlatıldı.
MEHMETÇİĞE KURŞUN SIKANLARIN TORUNLARI
Başbuğ Paşam, bir şeyi çok iyi biliyoruz. Sizler, bu hainler tarafından bir düşman ordusu olarak görülüyorsunuz. Hiç kuşkum yok, bunlar İstiklal Harbimizde vatanımızı işgal edenleri Yunan, İngiliz, Fransız bayraklarıyla karşılayanların, onlar adına camilerde övgü vaazları verenlerin, vatan elden giderken yurdun dört bir yanında şeriatçı ve Kürtçü isyanlar çıkarıp Mehmetçiğe kurşun sıkanların torunları.
ORDUMUZU KUCAKLARINA OTURTAMADILAR
Bu hainler hep oldu, bundan sonra da olacak... Ve milyonlarca yurtsever insanımız onların karşısına her zaman aslanlar gibi dikilecek. Bu ülke o kadar ucuz değil. Kanla, irfanla kurulan Cumhuriyet elbette ki yobazların, Kürtçülerin, bölücülerin, ihanet şebekelerinin ellerine bırakılmayacak.Paşam, oynanan oyun çok açık. Karşı tarafın sinirleri gergin çünkü ordumuzu bir türlü kendi kucaklarına oturtamadılar, ele geçiremediler. O yüzden saldırıyorlar.
PAŞAM DİK DURUN
Sonuçta siz ve arkadaşlarınız da insansınız. Etten kemikten yaratılmışsınız. Sakın ola ki bu geçici günlerde moraliniz bozulmasın. Haddim olmayarak söylüyorum, dimdik durun. AKP geçicidir. Bugün iktidarda, yarın ilk seçimde bitecek. Biz ne iktidarlar, ne güçlüler, ne hainler, ne sahtekarlar gördük bu ülkede! Şimdi hangisinin esamesi okunuyor?
KESER DÖNER SAP DÖNER..
Milyonlarca yurtsever insanımız sizlerin, yani ordumuzun üzerinde oynanan bu çirkef oyunun farkında.
Bu ölü toprağı üzerimizden bir gün kalkacak. Sessiz çoğunluk, bu şamatacı azgın azınlığa bir gün mutlaka "Dur" diyecek. Bu yapılanların hesabı, milyonlarca yurtsever insanımız adına bir gün mutlaka sorulacak. Bizler ölmedik ve yalnız değilsiniz. Bu günler de geçecek. Yeter ki sizler sağlam durun. Ne demiş atalarımız: Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Size ve silah arkadaşlarınıza saygılarımla Paşam."..
ozgurdeniz
30 Ekim 2009 Cuma
27 Ekim 2009 Salı
Emin ÇÖLAŞAN 25 Ekim 2009 Sözcü
Avrupa’dan Gelenleri Karşılama – Ağırlama Programı
Sevgili okuyucularım, AKP iktidarı sayesinde önümüzdeki hafta Avrupa’dan gelmesi beklenen ikinci terörist kafilesinin karşılama –ağırlama ve gezi programını açıklıyorum! Eğe şu son rezalet sonrasında gelmelerine ve kurulacak tezgâhlara izin verilirse…
28 Ekim 2009 Çarşamba: Teröristleri taşıyan uçak İstanbul’a iniyor. Yerde kırmızı halı serili olacak. Pistte halk oyunları gösterisi. Hükümet adına İstanbul Valiliği tarafından çiçeklerle karşılanan konuklarımız havalimanı VİP salonuna alınacak. Orada küçük bir hoş geldiniz kokteyli. Karşılamaya gelen Kürtçüler içeri alınacak. PKK bayrakları, Apo posterleri, Biji Apo pankartları açılırsa her zaman olduğu gibi ses çıkarılmayacak. İstanbul’da düzenlenen mitinglerde DTP otobüsünün üzerinden halka hitap. Sonrasında, kafile özel limuzinlerle Boğazda Çırağan Oteli’ne getirilip orada istirahat edecek.
29 Ekim Perşembe: Muhterem konuklarımız Cumhuriyet Bayramı törenlerini protokol tribününden izleyecek. Öğleden sonra basın toplantısı düzenleyip içlerini dökecekler. Sonra eskort eşliğinde boğazda tekne gezisi. (Moral gezisi.)
30 Ekim Cuma: Çırağan Oteli’ne getirilen özel yetkili hâkim ve savcılar tarafından teröristlerin ifadesinin yemek eşliğinde alınması ve teröristlerin tamamının serbest bırakılması. Verilen zahmet için kendilerinden özür dilenmesi.
31 Ekim Cumartesi: Helikopterle İstanbul’dan İmralı Adası’na gidiş. İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan tarafından iskelede karşılanma. Sayın Öcalan’ın vereceği öğle yemeği davetinde sohbet. Sonrasında Sayın Öcalan’la birlikte basın toplantısı. AKP hükümetine teşekkür.
1 Kasım Pazar: Kafilenin tam kadro Ankara’ya gidişi. Ankara’da siyasi temaslar, basın toplantıları. AKP hükümetine bir kez daha teşekkür.
2 Kasım Pazartesi: Eğer randevu alınmışsa Çankaya ziyareti, Tayyip ziyareti. Ankara’daki AB büyükelçiliklerine gidiş. Onlara özel teşekkürlerin iletilmesi.
3 Kasım Salı: Avrupa kafilesinin Kuzey Irak kafilesiyle buluşması. Sonrasında topluca TBMM ziyareti. DTP milletvekilleriyle birlikte bir basın toplantısı. Saat 15’te kafile başkanı Ayıboğan kod isimlinin Meclis kürsüsünden millete hitaben konuşması. (TRT-3 tarafından canlı yayınlanacak.)
4-Kasım Çarşamba: Uçakla AMED’e (Diyarbakır’ın PKK’cası, Kürdistanın başkenti!) hareket. Mitingde konuşma. Akşam saatlerinde Ulucami’de “Türk güvenlik güçleri tarafından acımasızca şehit edilen PKK’lıların ruhları için” okutulacak mevlide katılış. (Protokol davetlidir.) Duaların son bölümü olan “Türkiye Cumhuriyetinin ruhuna el fatiha” bölümünde topluca ve yüksek sesle “Amiiin, onu zaten çökerttik” diye bağırılması.
******************************************************
******************************************************
Sevgili okuyucularım, yukarıda yazdıklarım elbette gerçek değil. Ancak, Kuzey Irak kafilesi sonrasında yaşadığımız pespayelik, iğrençlik, rezillik, insana işte bunları anımsatıyor. İşin cılkı öylesine çıktı ki, hâkim ve savcılar, sınırda bunların ayağına gidip göstermelik ifadelerini aldılar. Türk adalet tarihinde ilk kez seyyar mahkeme oluşturuldu. Hem de teröristlerin ayağına giderek.
Olan biten kepazelik o boyuta vardı ki, sözde Kürt açılımının mimarlığına soyunan Tayiple, mayyipler bile “Hop dedik, bu kadarı da olmaz” diye ağlaşmaya başladılar. Bu koroya Çankaya’da oturan şahıs, İçişleri Bakanı ve Bülent Arınç isimli biri bile katılmak zorunda kaldılar.
Şimdi bir oğlumuz daha doğmak üzere! İkinci kafile bu kez de Avrupa’dan geliyor. Geliş tarihine dikkatinizi çekmek isterim:
28 Ekim!
Ertesi gün Cumhuriyet Bayramı. Bütün amaçları bayramı karambola getirmek.
[NOT: Emin çölaşan'ın yazısı 25 Ekim 2009 tarihine aittir ,2.hain gurubun gelişlerinin ertelenmesi bu yazının yazıldıgı tarihten sonra olmuştur.]
Bu çaresiz hükümet şaşırmış, paniklemiş durumda. Adamlar Türkiye Cumhuriyeti ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. Ülkemizi kendi ellerimizle dünyaya rezil etmeyi başardık. Yani biz değiliz rezil edenler; bizi yönetenler.
Bu olayları İmralı’dan Abdullah Öcalan yönetiyor, örgütünü oradan yönlendiriyor ve bizimkiler seyrediyor.
Böylesine bir hak ve özgürlük, bırakın Türkiye’yi bir yana, acaba dünyada hangi hükümlüye verilmiştir? Bunun ikinci bir örneği var mıdır? Hele bu adam bir terör örgütünün başı ise ve ellerinde binlerce insanımızın kanı varsa!
Bir ülkeyi yönetenlerde utanma, sıkılma kalmadıysa; kendi ülkelerinin haysiyetini yurtdışından aldıkları emir ve direktifler sonucunda işte böyle paspas gibi çiğnetmeyi göze almışlarsa… Söylenecek sözler çok ağır oluyor. En iyisi yazımı bitireyim!
Sevgili okuyucularım, AKP iktidarı sayesinde önümüzdeki hafta Avrupa’dan gelmesi beklenen ikinci terörist kafilesinin karşılama –ağırlama ve gezi programını açıklıyorum! Eğe şu son rezalet sonrasında gelmelerine ve kurulacak tezgâhlara izin verilirse…
28 Ekim 2009 Çarşamba: Teröristleri taşıyan uçak İstanbul’a iniyor. Yerde kırmızı halı serili olacak. Pistte halk oyunları gösterisi. Hükümet adına İstanbul Valiliği tarafından çiçeklerle karşılanan konuklarımız havalimanı VİP salonuna alınacak. Orada küçük bir hoş geldiniz kokteyli. Karşılamaya gelen Kürtçüler içeri alınacak. PKK bayrakları, Apo posterleri, Biji Apo pankartları açılırsa her zaman olduğu gibi ses çıkarılmayacak. İstanbul’da düzenlenen mitinglerde DTP otobüsünün üzerinden halka hitap. Sonrasında, kafile özel limuzinlerle Boğazda Çırağan Oteli’ne getirilip orada istirahat edecek.
29 Ekim Perşembe: Muhterem konuklarımız Cumhuriyet Bayramı törenlerini protokol tribününden izleyecek. Öğleden sonra basın toplantısı düzenleyip içlerini dökecekler. Sonra eskort eşliğinde boğazda tekne gezisi. (Moral gezisi.)
30 Ekim Cuma: Çırağan Oteli’ne getirilen özel yetkili hâkim ve savcılar tarafından teröristlerin ifadesinin yemek eşliğinde alınması ve teröristlerin tamamının serbest bırakılması. Verilen zahmet için kendilerinden özür dilenmesi.
31 Ekim Cumartesi: Helikopterle İstanbul’dan İmralı Adası’na gidiş. İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan tarafından iskelede karşılanma. Sayın Öcalan’ın vereceği öğle yemeği davetinde sohbet. Sonrasında Sayın Öcalan’la birlikte basın toplantısı. AKP hükümetine teşekkür.
1 Kasım Pazar: Kafilenin tam kadro Ankara’ya gidişi. Ankara’da siyasi temaslar, basın toplantıları. AKP hükümetine bir kez daha teşekkür.
2 Kasım Pazartesi: Eğer randevu alınmışsa Çankaya ziyareti, Tayyip ziyareti. Ankara’daki AB büyükelçiliklerine gidiş. Onlara özel teşekkürlerin iletilmesi.
3 Kasım Salı: Avrupa kafilesinin Kuzey Irak kafilesiyle buluşması. Sonrasında topluca TBMM ziyareti. DTP milletvekilleriyle birlikte bir basın toplantısı. Saat 15’te kafile başkanı Ayıboğan kod isimlinin Meclis kürsüsünden millete hitaben konuşması. (TRT-3 tarafından canlı yayınlanacak.)
4-Kasım Çarşamba: Uçakla AMED’e (Diyarbakır’ın PKK’cası, Kürdistanın başkenti!) hareket. Mitingde konuşma. Akşam saatlerinde Ulucami’de “Türk güvenlik güçleri tarafından acımasızca şehit edilen PKK’lıların ruhları için” okutulacak mevlide katılış. (Protokol davetlidir.) Duaların son bölümü olan “Türkiye Cumhuriyetinin ruhuna el fatiha” bölümünde topluca ve yüksek sesle “Amiiin, onu zaten çökerttik” diye bağırılması.
******************************************************
******************************************************
Sevgili okuyucularım, yukarıda yazdıklarım elbette gerçek değil. Ancak, Kuzey Irak kafilesi sonrasında yaşadığımız pespayelik, iğrençlik, rezillik, insana işte bunları anımsatıyor. İşin cılkı öylesine çıktı ki, hâkim ve savcılar, sınırda bunların ayağına gidip göstermelik ifadelerini aldılar. Türk adalet tarihinde ilk kez seyyar mahkeme oluşturuldu. Hem de teröristlerin ayağına giderek.
Olan biten kepazelik o boyuta vardı ki, sözde Kürt açılımının mimarlığına soyunan Tayiple, mayyipler bile “Hop dedik, bu kadarı da olmaz” diye ağlaşmaya başladılar. Bu koroya Çankaya’da oturan şahıs, İçişleri Bakanı ve Bülent Arınç isimli biri bile katılmak zorunda kaldılar.
Şimdi bir oğlumuz daha doğmak üzere! İkinci kafile bu kez de Avrupa’dan geliyor. Geliş tarihine dikkatinizi çekmek isterim:
28 Ekim!
Ertesi gün Cumhuriyet Bayramı. Bütün amaçları bayramı karambola getirmek.
[NOT: Emin çölaşan'ın yazısı 25 Ekim 2009 tarihine aittir ,2.hain gurubun gelişlerinin ertelenmesi bu yazının yazıldıgı tarihten sonra olmuştur.]
Bu çaresiz hükümet şaşırmış, paniklemiş durumda. Adamlar Türkiye Cumhuriyeti ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. Ülkemizi kendi ellerimizle dünyaya rezil etmeyi başardık. Yani biz değiliz rezil edenler; bizi yönetenler.
Bu olayları İmralı’dan Abdullah Öcalan yönetiyor, örgütünü oradan yönlendiriyor ve bizimkiler seyrediyor.
Böylesine bir hak ve özgürlük, bırakın Türkiye’yi bir yana, acaba dünyada hangi hükümlüye verilmiştir? Bunun ikinci bir örneği var mıdır? Hele bu adam bir terör örgütünün başı ise ve ellerinde binlerce insanımızın kanı varsa!
Bir ülkeyi yönetenlerde utanma, sıkılma kalmadıysa; kendi ülkelerinin haysiyetini yurtdışından aldıkları emir ve direktifler sonucunda işte böyle paspas gibi çiğnetmeyi göze almışlarsa… Söylenecek sözler çok ağır oluyor. En iyisi yazımı bitireyim!
16 Ekim 2009 Cuma
Kobayız
Sağlık bakanı Akdağ:
"Biz domuz gribi aşısını satın alma konusunda, önde
gelen ülkelerdeniz"
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, domuz gribine yönelik aşı üretecek firmalarla
görüştüklerini bildirerek, ``Biz aşıyı satın alma konusunda masaya
oturmuş, önde gelen ülkelerden biriyiz`` dedi.
http://www.tumgazeteler.com/?a=5189868
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 35-40 milyon doz domuz gribi aşısı almayı
planladıklarını, aşısının ilk partisinin Ekim ayında Türkiye'ye
getirileceğini söyledi.
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12585355
ÖNEMLİ! OKUYUN ve HERKESİN OKUMASINI SAĞLAYIN
Dünyadaki diğer ülkeler, domuz gribinin labaratuvarda biyolojik silah
olarak üretildiğini ve insanlığın başına bela edildiği yazıyor. Domuz
gribi aşısıda henüz geliştirilen ve içeriği açısından ölümcül tehlikeleri
olan bir ürün.
Şimdiye kadar üç firma üretim yapmış:
GlaxoSmithKilne firmasının Pandemrix, adlı aşısı.
Baxter International’ ın H1N1 aşısı.
Her ikisininde henüz lisansı yok. Avrupa ilaçlar kuruluşu tarafından
onaylanmamış.
Novartis tarafından üretilen Influenza A (H1N1) 2009 Monovalent .
Amerikan’nın bazı eyaletlerinde zorunlu aşılamaya karşı tepkiler
artıyor. Aşılardan ölümler meydana gelmekte. İngiltere ülkesinde
kesinlikle böyle bir uygulama yapmayacağını söylüyor. Diğer ülkelerdede
durum farklı değil.
Bu aşılar yapıldıgı takdirde: ( ÖNEMLİ )
- Guillain-Barre sendromu
- Vaskülit
- Felç
- Anafilaktik şok
- ve ölüme neden olabileceği duyuruluyor.
Ayrıca Novartis firmasının geliştirdiği ilacın yan etkilerini Novartisin
kendi labaratuvar sonuçlarından okuyabilirsiniz.
http://www.fluscam.com/Vaccine_Package_Inserts_files/Novartis_A-H1N1_2009_Monvalent_VaccinePackageInsert_BasedOn1980Approvalfor%20Fluvirin_UCM182242.pdf
Yukarıdaki siteden Novartis’in kendi resmi evrağında bulunan yan
etkilerden bazıları:
*Local injection site reactions (including pain, pain limiting limb
movement, redness, swelling, warmth, ecchymosis, induration)
*Hot flashes/flushes
*Chills
*Fever
*Malaise
*Shivering
*Fatigue
*Asthenia
*Facial edema.
*Immune system disorders
*Hypersensitivity reactions (including throat and/or mouth edema)
*In rare cases, hypersensitivity reactions have lead to anaphylactic shock
and death *Cardiovascular disorders
*Vasculitis (in rare cases with transient renal involvement)
*Syncope shortly after vaccination
*Digestive disorders
*Diarrhea
*Nausea
*Vomiting
*Abdominal pain.
*Blood and lymphatic disorders
*Local lymphadenopathy
*Transient thrombocytopenia.
*Metabolic and nutritional disorders
*Loss of appetite.
*Arthralgia
*Myalgia
*Myasthenia
*Nervous system disorders
*Headache
*Dizziness
*Neuralgia
*Paraesthesia
*Febrile convulsions
*Guillain-Barré Syndrome
*Myelitis (including encephalomyelitis and transverse myelitis)
*Neuropathy (including neuritis)
*Paralysis (including Bell’s Palsy)
*Respiratory disorders
*Dyspnea
*Chest pain
*Cough
*Pharyngitis
*Rhinitis
*Stevens-Johnson syndrome
*Pruritus
*Urticaria
*Rash (including non-specific, maculopapular, and vesiculobulbous).
Dünya gribe karşı vitamin takviyesi ve geçmişte kullanılan ilaçlarla çözüm
sunuyor.
! Domuz gribi ve tedavisi ile ilgili yakınlarımızı bilgilendirelim.
"Biz domuz gribi aşısını satın alma konusunda, önde
gelen ülkelerdeniz"
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, domuz gribine yönelik aşı üretecek firmalarla
görüştüklerini bildirerek, ``Biz aşıyı satın alma konusunda masaya
oturmuş, önde gelen ülkelerden biriyiz`` dedi.
http://www.tumgazeteler.com/?a=5189868
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 35-40 milyon doz domuz gribi aşısı almayı
planladıklarını, aşısının ilk partisinin Ekim ayında Türkiye'ye
getirileceğini söyledi.
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12585355
ÖNEMLİ! OKUYUN ve HERKESİN OKUMASINI SAĞLAYIN
Dünyadaki diğer ülkeler, domuz gribinin labaratuvarda biyolojik silah
olarak üretildiğini ve insanlığın başına bela edildiği yazıyor. Domuz
gribi aşısıda henüz geliştirilen ve içeriği açısından ölümcül tehlikeleri
olan bir ürün.
Şimdiye kadar üç firma üretim yapmış:
GlaxoSmithKilne firmasının Pandemrix, adlı aşısı.
Baxter International’ ın H1N1 aşısı.
Her ikisininde henüz lisansı yok. Avrupa ilaçlar kuruluşu tarafından
onaylanmamış.
Novartis tarafından üretilen Influenza A (H1N1) 2009 Monovalent .
Amerikan’nın bazı eyaletlerinde zorunlu aşılamaya karşı tepkiler
artıyor. Aşılardan ölümler meydana gelmekte. İngiltere ülkesinde
kesinlikle böyle bir uygulama yapmayacağını söylüyor. Diğer ülkelerdede
durum farklı değil.
Bu aşılar yapıldıgı takdirde: ( ÖNEMLİ )
- Guillain-Barre sendromu
- Vaskülit
- Felç
- Anafilaktik şok
- ve ölüme neden olabileceği duyuruluyor.
Ayrıca Novartis firmasının geliştirdiği ilacın yan etkilerini Novartisin
kendi labaratuvar sonuçlarından okuyabilirsiniz.
http://www.fluscam.com/Vaccine_Package_Inserts_files/Novartis_A-H1N1_2009_Monvalent_VaccinePackageInsert_BasedOn1980Approvalfor%20Fluvirin_UCM182242.pdf
Yukarıdaki siteden Novartis’in kendi resmi evrağında bulunan yan
etkilerden bazıları:
*Local injection site reactions (including pain, pain limiting limb
movement, redness, swelling, warmth, ecchymosis, induration)
*Hot flashes/flushes
*Chills
*Fever
*Malaise
*Shivering
*Fatigue
*Asthenia
*Facial edema.
*Immune system disorders
*Hypersensitivity reactions (including throat and/or mouth edema)
*In rare cases, hypersensitivity reactions have lead to anaphylactic shock
and death *Cardiovascular disorders
*Vasculitis (in rare cases with transient renal involvement)
*Syncope shortly after vaccination
*Digestive disorders
*Diarrhea
*Nausea
*Vomiting
*Abdominal pain.
*Blood and lymphatic disorders
*Local lymphadenopathy
*Transient thrombocytopenia.
*Metabolic and nutritional disorders
*Loss of appetite.
*Arthralgia
*Myalgia
*Myasthenia
*Nervous system disorders
*Headache
*Dizziness
*Neuralgia
*Paraesthesia
*Febrile convulsions
*Guillain-Barré Syndrome
*Myelitis (including encephalomyelitis and transverse myelitis)
*Neuropathy (including neuritis)
*Paralysis (including Bell’s Palsy)
*Respiratory disorders
*Dyspnea
*Chest pain
*Cough
*Pharyngitis
*Rhinitis
*Stevens-Johnson syndrome
*Pruritus
*Urticaria
*Rash (including non-specific, maculopapular, and vesiculobulbous).
Dünya gribe karşı vitamin takviyesi ve geçmişte kullanılan ilaçlarla çözüm
sunuyor.
! Domuz gribi ve tedavisi ile ilgili yakınlarımızı bilgilendirelim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)